Hoş Gelişler Ola (Utku Erişik – Tek Kişilik Gösteri) Asıl Susan Kaybeder (Şiir) Aferin Çocuk Kitabı Tanıtım Mustafa Kemal’in Yürekli Çocukları Kitabı Tanıtım
Archive for the ‘1923’ Category
Dans, insanlıkla neredeyse aynı tarihe sahiptir… Ben en çok “eşli” olanını severim; o anlarda sanki dansın ruhunu daha güçlü yaşarım… Türü ne olursa olsun, eşli danslarda dikkat edilmesi zorunlu bazı noktalar vardır: Eşinle uyum içinde olacaksın… Bir yandan müziğin ritmini, bir yandan da eşinin hareketlerini izleyeceksin… Eğer eşin bunlardan birini kaçırırsa, yeniden yakalaması için sen de en az onun kadar çaba göstereceksin… Tarih sahnesinde bugüne kadar izlediğim en rezil eşli dans ise, Fetoş ile Apoş’un dansıdır… Yukarıda saydığım ölçütleri göz[...]
“Anti-emperyalizm” dedi; Uğur Mumcu için 51 yaşında “Katli vaciptir!” dediniz… “Kemalizm” dedi; Ahmet Taner Kışlalı için 60 yaşında “Öldürüle!” dediniz… “Altı ilke ve devrimler” dedi; Bahriye Üçok için 71 yaşında “Gebersin!” dediniz… “Tam bağımsızlık” dedi; Muammer Aksoy için 73 yaşında “Çok bile yaşadı!” dediniz… Hepsinin peşinde sivil polisleriniz vardı. Hepsini adım adım izliyordunuz. Bir tek, öldürülecekleri anda ortadan kayboldunuz. Öldürüldükten sonra, delil karartma timleriniz devreye girdi. Üzerinizdekiler artık “sivil” değildi. Kör olaydım da, parıl parıl parlayan üniformalarınızı görmeyeydim… Sağırlaşaydım[...]
Yalan yok, ağzımda sizden yapılma nice küfür… Ve nicedir beynimi tecavüzünüzden kurtarılmış bölge görmenin keyfiyle, yüreğimi satılık tabelanızdan uzak tutmuş olmanın gururuyla yaşamaktayım. Size inat aydınlık bir yol tutturmuşum kendime; bozuk ahlakınızın da, tuzak hukukunuzun da, emperyalizmin genelevine dönmüş canevinizin de, paçavra programlarınızın da, alçak açılımlarınızın da, meymenetsiz suratlarınızın da küfüründeyim. Sizden yapılma, yani bir o kadar omurgasız nice küfür var ağzımda… Ananızdan doğma, babanızdan olma kardeşliğinizin değil; içinizden çıkma kalleşliğinizin püfür püfür estiği memleketimin dağlarının küfüründeyim. Ustalık, sanatta büyük[...]
Ah benim vicdanım neleri reddediyor, bir bilseniz… Ben doğmadan yıllar yıllar öncesinden başlayan ve Mustafa Kemal’imin ölümünden sonra yıllardır devam eden ne acıları yüreğimde biriktirip gözlerimi açtım ben bu dünyaya. İşinize gelir ya da gelmez, o gün nurtopu gibi bir Kemalist doğdu. İyi ki de doğdu… Doğdu ve sizin başınıza bela oldu. Ben uzun zamandır sizi izlerken televizyonda ve lanetlenmiş suratlarınıza bakarken bela okumuyorum. Her gün birçok insan, ya dost meclislerinde, ya arabasında radyo dinlerken, ya evinde televizyon ve internet[...]
Bizimki ağa olsun da, varsın hıyar ağası olsun… Ülke çoktandır “kendi kendine yeten nadir bir tarım ülkesi” olmaktan çıktı, tam bir hıyar bostanına döndü zaten. Eee, o zaman da emperyalist vahşet ile faşist dehşet kendine hemen bir ağa buldu, ona da bu bostanda elbette hıyar ağası olmak düştü. Hıyar deyip geçmeyin… 14 Şubat 1949 günü Markopaşa gazetesini alanlar, gazetenin manşeti karşısında şaşkına dönerler: “Markopaşa’nın Fevkalade Hıyar Sayısı” Peki bu da nedir böyle? Yola Sabahattin Ali ile birlikte çıkan Aziz Nesin[...]
Tüm nezaketimle yazıyorum… Yazık ettiğiniz bir ülkede, yazık ettiğiniz çocukların titreyen sesleriyle, yazık ettiğiniz anaların keskin çığlıklarıyla, yazık ettiğiniz babaların acılı haykırışlarıyla yazıyorum. Tüm nezaketimle, ihanetin piçleri ile onlara karşı sesi çıkmayan muhalefetin hiçlerine yazıyorum. Dört duvar arasında Mustafa Kemal’in fotoğraflarına bıçak saplarken şerefsizler, başka dört duvar arasında Mustafa Kemal’i düşünüp gülümseyen yiğitler için yazıyorum. Tüm nezaketimle söylüyorum ki; dünyanın neresinde olursa olsun, emperyalist işbirlikçisi bir ihanetin yarattığı piçler kadar, “muhalefet” adıyla direnemeyen hiçler de tarihin lağım çukurunda yerini[...]
Senin de iki elin, iki ayağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp, kahpe yapan? Her satırını titreyerek okuduğum “Kutsal İsyan”ın yazarı Hasan İzzettin Dinamo, bir şiirinde, “İnsanın kahpesi, Ne arslana, ne kaplana benzer. İnsanoğlunun kahpesi, İlk bakışta sana bana benzer!” diyordu… Düşündüm, herkese benziyorsun, evet… Senin de bir başın, iki gözün, bir ağzın, iki kulağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp kahpe yapan, nedir? Paşa, açık konuşayım: Ben gemiyi insana, insanı da[...]
MUSTAFA KEMAL’İN YÜREKLİ ÇOCUKLARI (4. Baskı) Görselin büyük halini indirmek için tıklayınız. Çok azdır, bir tiyatro oyununun bir kitabı doğurması… Bir kitaba yol çizmesi, yön vermesi… Bir oyunun kitaplaştırılması da değil bu; bir oyunun, kendi ruhunu bir kitaba vermesi… Mustafa Kemal’in Yürekli Çocukları, Tiyatro Birileri’nin kurucu ve oyuncularından yazar Utku Erişik’in Hoş Gelişler Ola adlı tek kişilik oyunuyla cesur bir işe soyunup, söylenmeyeni söylemek üzere yollara düşmesiyle başladı. Mustafa Kemal’in yürekli çocuklarıyla kucaklaşmak, onlarla çoğalmak, onlarla umutlanmak üzere binlerce kilometre yol[...]
Tüm Devrim Şehitlerimizin Ansına Saygıyla… Bir Pazar sabahıydı Ankara kar altında Zemheri ayazıydı Yaz güneşi koynunda.. ….. Uğur’lar olsun, Uğur’lar olsun Hüzünlü bulutlar yoldaşın oldun Bir keskin kalem, bir kırık gözlük Yürekli yiğitlere hatıran olsun…


