Veda Değil, Merhaba!

  Kapağı büyütmek için resme tıklayınız

Anıtkabir’de Aslanlı Yol’da yürümeye başladığınızda sağ tarafta bir “İstiklâl Kulesi” yükselir. Kulenin üzerinde Atatürk’ün 1927 yılında söylediği şu sözler yazılıdır:

“İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk ulusu, Türkiye’nin gelecekteki çocukları, bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdır.”

Kule üzerindeki Zühtü Müridoğlu imzalı kabartmada ise, iki eliyle kılıç tutan bir Türk genci ve onun yanındaki kayada duran bir kartal figürü vardır. “Kartal” bağımsızlığı, “iki eliyle kılıç tutan genç” ise o bağımsızlık için savaşan ulusumuzu temsil eder.

İnsaf ve merhamet dilenmektense, bağımsızlığı için savaşmayı ana ilke olarak öğütleyen Atatürk’e veda etmek, O’nun bir gün ölmesini bekleyenler için en büyük mutluluktur. Atatürk’e “Elveda!” demek, bu kabartmadaki bağımsızlık simgesi kartalın kanatlarının kırılması, Türk gencinin de bağımsızlık aşkının biterek elindeki kılıcı bırakması demektir.

Böyle adam gibi bir adama, “veda” edilmez, olsa olsa her sabah yeni bir güne başlanırken “MERHABA!” denir.

Hoş Gelişler Ola” ve “Kan Ağlıyor Anadolu” adlı oyunlarıyla Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşları hakkında bilinmeyen birçok ayrıntıyı tiyatro sahnesine taşıyan, en son Tarihçi – Yazar Sinan Meydan’ın yapıtlarından uyarladığı “K Harfi Yeterlidir” adlı oyunu ile izleyiciyi selamlayan Tiyatro Sanatçısı – Yazar Utku Erişik, şimdi de “Veda Değil, Merhaba!” adlı tek kişilik oyunuyla tiyatro perdesini aralıyor.

Veda Değil, Merhaba!”, günden güne söyledikleri ve yaptıkları daha iyi anlaşılan, anlaşıldıkça özlemi artan, ulusal duruşu ile evrensel öğretileri yakalama başarısını gösteren, emperyalizm kıskacı altındaki tüm uluslara kurtuluş reçetesini sunmaya devam eden, kısacası takvimler 10 Kasım 1938’de “öldüğünü” söylese de, bir ulusun yüreğinde ölümsüzlüğü yakalayan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü sanatla selamlayan bir oyun…

“Vardiya Bizde Platformu” tarafından 2013’te “Yılın Sanatçısı” seçilen Utku Erişik’in sanatıyla yükselttiği ses, yine bilinmeyenleri gündeme getirecek, bilinenleri dünden bugüne köprü yapacak ve doyumsuz bir mutluluğu tarifsiz bir gurura bağlayacak.

Bu oyun, 10 Kasım 1938 gününün yüreğimizde bıraktığı acıyı, 80 yıl sonra bile sıcaklığını yitirmemiş, içtenlikle söylenen bir “Merhaba!”ya dönüştürecek.

İzlemeniz ve izletmeniz dileğiyle…

 

İZLEYİCİ GÖRÜŞLERİ

Dernek olarak düzenlediğimiz Ata’mızı anma etkinliğinde “Veda Değil, Merhaba!” dedi Utku Erişik… Bizlerle tarihî bir yolculuğa çıktı. Her zamanki gibi olayları o kadar akıllıca bağladı ki, merakla “Nereye götürüyor bizi?” derken yeni bilgilerle besledi ve hiç beklemediğimiz çok önemli, bilmediğimiz yerlere geldik. Bence Utku Erişik’i sahnede yaşamak, iki saat boyunca öğrenmek, duygu ve gurur dolu anlar yaşamaktır. Iyi ki varsın sevgili Utku Erişik!… Lütfen gençlerimize örnek olmaya ve bilgini bizlerle paylaşmaya devam et…

GÖNÜL KÖKSAL (Stuttgart Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı)

 

Atatürk’ün Yürekli Çocuğu, Sevgili Kardeşim Utku,

Bugüne kadar sahnelemiş olduğun tüm oyunları, bazılarını iki kere olmak üzere, her seferinde yüreğim ağzımda, bazen üzgün, bazen de “Neden bunları bilmiyorum?” diye hüzünlenerek izledim. Bugün yine her zamanki gibi muhteşem bir gösteriyle “Veda Değil, Merhaba!” dedin. Aynı coşkuyla!… Kalemine, yüreğine ve emeğine sağlık… Çok güzel ve duygulu anlar yaşattığın için, kendimizi sorgulamamızı sağladığın için ne kadar teşekkür etsem az… Daha birçok güzel esere imza atacağın bilinciyle, heyecanla bekliyorum. Gençlerin ve çocukların örnek aldığı bir vatansever olarak tarihe geçeceksin. Yolun açık olsun… Umut ettiğin, umut ettiğimiz bir Türkiye’de buluşmak dileğiyle, sevgiler!

ELİF ÖZEL İSMAİLOĞLU (Stuttgart Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Üyesi)

 

Utku Erişik dendiğinde aklıma; sahnede devleşen, hayranlıkla izlenirken bilgi saçan, Atatürk yürekli genç bir adam geliyor. Seni tanıdığım için şanslı, mutlu ve gururluyum.

ULVİYE KARAMEHMETOĞLU (Emekli Türkçe Öğretmeni)

 

Sevgili Utku Erişik’in yazıp oynadığı “Veda Değil, Merhaba!” adlı oyunu izlerken, göz yaşlarımı tutamadım. Tek kişilik bir tiyatro oyunu ancak bu kadar güzel oynanabilir!… Gerçekleri sahne üzerinde korkusuzca sergileyen, doğruları anlatmaktan hiç çekinmeyen Sevgili Utku Erişik’in bu oyununu herkes izlemeli. Bu muhteşem oyun için sonsuz teşekkürler… Emeğine, yüreğine sağlık Utku Erişik!

ALAATTİN GÜNEŞ (Memmingen Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Başkanı)

 

Utku Erişik, “Veda Değil, Merhaba!” oyununda bize hem dünya hem Türkiye tarihinde iz bırakmış değerli isimleri hatırlattı, bizi uyardı ve düşündürdü; ama her şeyden önce bize umut verdi. Bize, değerli isimlerin aramızdan ayrılmasını veda olarak görmememizi, onları fikirleriyle yaşatmaya devam etmemizi, yani onlara her zaman “Merhaba!” dememizi söyledi. Anlattığı hikâyelerde anti-emperyalizmi insanlığın ortak çabası olarak vurgulayan Utku Erişik, aynı zamanda millî değerlerimize sahip çıkmamızın da önemli olduğunu savundu. Utku Erişik, etkileyici anlatımıyla hepimizi büyüledi. Yürekli anlatımından dolayı kendisine teşekkür ederiz.

SİMGE ve FATİH KURT (Augsburg Ata Sanat Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri)

 

Her oyunuyla bambaşka bir heyecana sürüklüyor bizi Utku Erişik. İlgiyi ve bu heyecanı tüm oyun boyunca zirvede tutmayı nasıl başarıyor? Bence bu sorunun yanıtı, onun Atatürk’e olan aşkla dolu bağlılığında gizli… İzleyiciye o aşkı öyle hissettiriyor ki, bir anda kendinizi Utku Erişik’in anlattığı kişilerin ve olayların içinde buluyorsunuz. Ve üstelik kendisi de orada; yani sahnede değil, anlattığı kişilerin yanı başında, olayların tam ortasında… Sahne sanatlarında “Oynamıyor, yaşıyor!” denilen durum bu olsa gerek! Yine baştan sona bir şölen, yine baştan sona bir ders! Utku Erişik’in izleyicileri anlayacaktır; yine bir Utku Erişik klasiği daha! Merhaba Mustafa Kemal Paşa, merhaba!

ENGİN BİRSEN ÇELİK (Hamburg Türk Kadınları Kültür Derneği Başkanı)

 

Öğretmenlerin Öğretmeni Utku Erişik,

Ne mutlu sizinle 2011 yılında tanıştım. Ne mutlu bana, sizi izledim ve daha bilmediğim neler neler öğrendim sayenizde. Her kişinin duyması gereken Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasını kapsayan hayat hikâyeleri anlatıyorsunuz; onlarla birlikte Mustafa Kemal’imizi… Anlatmıyorsunuz, yaşatıyorsunuz! Bunun için çok yaşayın! Daha nice insanın, özellikle de gençlerin sizi dinlemesini, anlattıklarınızı öğrenmesini temenni ederim.

CİHAN SAYGIN (Öğretmen)